Bu çapsızlar mı milletin vekili?
Milletle hiçbir değerde buluşamayan, milleti aşağılayan, milletin vekilliğini yapmak yerine, milletin sırtından geçinen “milletvekilleri”, İsrail'e yönelik boykot çağrıları ve protestolara rağmen, milletin yanında durmadığı gibi, Gazze’de yaşanan katliamı görmezden gelerek, İsrail destekçisi küresel markaların Türkiye'deki faaliyetlerini desteklemeye ve milletin gözüne baka baka utanmadan açılışlara katılmaya devam ediyorlar.
İsrail destekçisi AKP’li vekiller yüzsüzlükte sınır tanımıyor
Hatırlayacağınız üzere 4 ay önce AKP’li İyidere Belediye Başkanı Saffet Mete Rize'de Burger King açılışına katılmış ve pişkince “İşletmenin sahibi okul arkadaşım. Davet etti gittim. Ben orada hiç yemek yemedim. Yeseydim İsrail'e destek vermiş olurdum. Sadece kurdele kestim.” açıklamasıyla sefilliğini sıvamaya çalışmıştı. Millet de bu Yahudi severe tepki göstermişti.
Bunun ardından AKP'li Rize İl Başkanı Yılmaz Katmer olaya tepki gösteren millete seviyesiz sözlerle hakaret etmişti.
Devlet de bu çapsızlardan memnun ki, hiçbiri görevlerinden alınmadı. AKP’li vekiller arasında İsrail’e destek vermek o kadar normal hale geldi ki bu hadiselerden ders çıkarmak yerine yüzsüzlüklerine bir de duayı dahil etmeye başladılar. Geçtiğimiz günlerde de Afyonkarahisar'da Burger King'in yeni şubesi AKP'li yöneticilerin katılımıyla dualarla açıldı.
Tepki gösteren vatandaş darp edilmişti
Malum olduğu üzere bu açılışlardan birinde Artvin Çoruh Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan Dr. Kemal Sağlam, “Kahrolsun İsrail” sloganı attığı için yaklaşık on kişilik bir grup tarafından saldırıya uğramıştı. İsrail'in Gazze'deki soykırımını protesto eden Sağlam, ağır şekilde darp edilip hastaneye kaldırılmıştı. Saldırganlar gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılmış, hadise sümen altı edilmişti.
Akademisyen “Kahrolsun İsrail dediğim için, 30 kişi dövdü. Valim bana söz verdi, ‘hepsini yakalayacağız’ dedi. 2 kişi yakalandı sonra serbest bırakıldı. Böyle mi Filistin’in, öldürülen masum bebeklerin yanında olacağız. Geciken adalet adalet değildir” diyerek tepkisini göstermişti.
Dr. Kemal Sağlam yaşadıklarını ve milletin vekili sıfatıyla makamlarında oturan, Hak'ka ve millete sırtını çeviren Yahudi destekçisi vekillerin durumunu Baran Dergisi’ne anlattı:
Dr. Kemal Sağlam:
İslam’a yönelik her saldırıya karşı durmak, dedelerimizden bize miras kaldı. İslam’a sıkılan her kurşuna, kalbimizle karşılık vermek bizim boynumuzun borcudur. Artvin’in Yusufeli ilçesinden Sarıkamış’a şehit olmaya giden genç yaştaki dedemin torunu olmanın hakkını ancak böyle verebilirim. Ailem bana böyle yaşamayı öğretti. Benim de çocukluktan beri Allah’tan en büyük dileğim, İslam yolunda cihad ederken şehit olmak oldu.
Bu düşüncelerle okumaya gittiğim Frankfurt Goethe Üniversitesi’nde de aynı şekilde yaşadım. Doktoramı bitirir bitirmez ilk kitabımı İslam Düşmanlığına Karşı Sanat başlığıyla yazdım. Bugün de İslam düşmanlığına karşı sanat eserleri ve kitaplar üretmeye devam ediyorum, edeceğim.
Olay günü, ailemle birlikte hastaneye muayene olmak için Rize’ye gitmiştik (hastane kayıtları mevcut). Sonrasında yemek yiyip geri dönecektik. Fakat ne yazık ki bankadan para çekmeye giderken, soykırımcı İsrail askerlerine daha iyi bebek öldürsünler diye tırlarla bedava hamburger menü gönderen Burger King’in açılışını gördüm. Tam yanından geçerken, her Müslüman gibi ben de bu duruma dayanamayarak “Kahrolsun İsrail!” diye bağırdım. Nereden bilebilirdim ki oradaki onlarca adamın bu yüzden öldüresiye beni döveceğini...
Ne yazık ki öyle de oldu. Orada onlarca kişi üzerime koştu ve bana vurdular. Vururken de bana şöyle söylediler: “Pis Filistinli, seni İsrail değil, biz öldüreceğiz!” Bunu duyduğumda, kendi adıma çok sevindim ama onların adına çok üzüldüm. Çünkü bu sözle ben de artık bir Filistinli olmuştum. Onlar ise İsrailliler gibi gözü dönmüş birer katile dönüşmüşlerdi. Yığınla yumruğu yerken “Allah-u Ekber! Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühû” dedim. İçten içe de sevinmiştim, çünkü annemin dediği gibi belki de ölüm anımda kelime-i şehâdet getirenlerden biri olabilecektim.
O sırada açılıştaki protokolü korumak için gelen polis, eşime arabayı kaldırmasını söyledi. Eşim beni aradı, ben de o polisle telefonda görüştüm. Yaralı olduğumu ve beni hastaneye koruma eşliğinde götürmelerini talep ettim. Ancak polis, bu talebimi reddetti ve beni hastaneye götürmedi.
Ertesi gün haberlerden, siyasilerin de bu Burger King açılışına katıldığını öğrendim. Bu durum beni derinden sarstı. Çünkü ben yalnızca normal bir esnafın bu dükkânı açtığını sanıyordum. Oysa siyasi bir partinin açılışa destek vereceğini hiç düşünmemiştim. Daha da kötüsü, Müslüman bir seçmene hitap eden bir partinin üst düzey il yöneticilerinin de bu açılışta bulunduğunu öğrenince büyük bir hayal kırıklığına uğradım. Çünkü biz bu partiyle birlikte bir davaya inanmıştık: İslam davası, hak davası. Ama nasıl olur da bu davayı bilmeyen, hissetmeyen kişiler bu partide yönetici olabiliyorlardı? Buna inanmak benim için çok zordu. Yine de bu durumun düzeleceğine, yöneticilerin görevden alınacağına inanıyordum.
Ne yazık ki düşündüğümüz gibi olmadı. Bu partinin il yöneticileri, Rize’nin yerel televizyonlarında ve gazetelerinde, “Kahrolsun İsrail” diyen bir adamı karalamaya, insanlara hain gibi göstermeye çalıştılar. Ama hiç şunu düşünmediler: Eğer biraz düşünebilselerdi, dünyanın en kötü işlerinden birini yaptıklarını anlarlardı. Çünkü onlar, on binlerce masum bebeği gözünü kırpmadan öldüren İsrail’e maddi yardım yapan bir firmanın şubesini Rize’de dualarla açarak, o şubenin İsrail’e daha fazla destek vermesine neden oldular.
Sonrasında daha da kötüsü oldu: Bahsi geçen Rize il yöneticileri tekrar il yönetimine getirildi. Böylece birlikte hak davasını savunduğumuz, güvendiğimiz partimiz bizi yarı yolda bıraktı.
Ama Allah her şeyi görüyor. “Cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil.” Herkes yaptıklarının hesabını dünyada veya ahirette verecek. Onlar Rize’de Burger King’i açık tutmayı sürdürebilir. Biz ise Gazze’deki masum bebeklerin hakkını savunmaya ve onlar için mücadele etmeye devam edeceğiz.
Baran Dergisi