2 Nisan 2025 tarihinde, üniversite öğrencileri ve çeşitli gruplar sahtekarlık ve yolsuzluktan yargılanan Hırsız Ekrem’in tutuklanmasına tepki olarak bir günlük tüketim boykotu düzenledi. Bu boykot kapsamında, market alışverişi, online alışveriş, akaryakıt alımı, restoran ve kafe ziyaretleri ile fatura ödemelerinin bir gün süreyle durdurulması hedeflendi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel de bu çağrıya destek vererek, herkesi boykota katılmaya davet etti.

Chp Boykot

Görüş: Spiritüalizmin Son Perdesi Görüş: Spiritüalizmin Son Perdesi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bu boykot çağrılarına ilişkin olarak "nefret ve ayrımcılık" ile "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlamalarıyla re'sen soruşturma başlattı.

Hükümet yetkilileri ve bakanlar, boykot çağrılarına karşı çeşitli açıklamalarda bulundu:

  • Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: "Sokak ve boykot çağrıları ile toplumsal huzuru ve ekonomik istikrarı hedef alan bir muhalefet kaybetmeye mahkumdur."
  • İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya: "Unutulmasın ki, bu çağrı ekonomik bağımsızlığımıza yönelik bir sabotajdır. Bu boykot çağrısı, binlerce insanın ekmeğiyle oynamak demektir!"
  • Ticaret Bakanı Ömer Bolat: "Boykot çağrıları ekonomiyi sabotaj girişimidir. Boykot çağrısı yapanlara karşı ticaretinde maddi kaybı olan tazminat davası açabilir."
  • Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Hukuksuz boykot çağrıları kabul edilemez!"
  •  Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş: "Türkiye'nin emeğine, kazanımlarına ve geleceğine doğrudan zarar veren bu hareket, boykot değil milli zarardır."
  • Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır: "Biz hayatımıza Allah'ın izniyle olması gerektiği gibi devam edeceğiz. Üretmeye, alışveriş yapmaya, esnafımıza, emekçimize kazandırmaya ve Türkiye'nin aşını, ekmeğini büyütmeye el birliği ile devam edeceğiz."

Tek dertleri yerli ve milli olana düşmanlık

Kemalist zümrenin varlık sebebinin bu topraklara dair ne varsa ona savaş açmak olduğu görülüyor. Yıllardır “saygı, sevgi, kardeşlik” gibi değerleri sinsice sloganlaştırıyorlar fakat bu kesim, kendi çıkarları söz konusu olduğunda esnafı da, çiftçiyi de, üreticiyi de gözünü kırpmadan hedef alabiliyor. Çünkü onların nezdinde “millet” denilen kavram sadece politik bir retorikten ibaret kalıyor. Fiilen ise milletin değerleriyle, inançlarıyla, emeğiyle ve ekmeğiyle düşmanlık halinde bulunuyorlar.

Boykot adı altında yürütülen bu kampanya, yerli millî ve dinî olan her şeye karşı duydukları tahammülsüzlüğün açık bir tezahürü oluyor. Zira bu zihniyetin ideolojik kökeni dahi bu topraklara ait değil. Fransız jakobenliğinden ve Batı menşeli sol düşünceden ithal ettikleri fikirlerle mileyte tepeden bakıyorlar. Bu kesim, İslâm’a ve millete olan husumetlerini her fırsatta farklı kisvelerle açığa vuruyor. Bugün boykotla, yarın başka bir yolla ama niyetleri değişmiyor: Yerli olanı dışlıyorlar, millî olanı küçümsüyorlar ve mukaddes olanı tahkir ediyorlar.

Bu zümre için üretim, emek, helal kazanç gibi mefhumlar değersiz oluyor; çünkü onların gözünde değerli olan tek şey, kendi sınıfsal ve ideolojik ayrıcalıkları oluşturuyor. Hırsız ve sahtekar bir figüre sahip çıkarken, halkın ekmeğine kastetmekten çekinmemeleri, bu zihniyetin ne derece yozlaştığını ve milletten koptuğunu açıkça ortaya koyuyor. Varlıklarını İslâm ve vatan düşmanlığı üzerine inşa eden bu yapının, “yerli olanı desteklemek” gibi bir niyeti bulunmuyor. Çünkü onlar için yerli olan, sadece yok edilmesi gereken bir tehdit teşkil ediyor.

Baran Dergisi, Ahmet Bostancı