Emperyalist sistemin esiri olmuş günümüzün modern insanı aradığını bir türlü bulamıyor.

Lüks yaşamaya ve tüketime öylesine alıştırılmış ki hiçbir şeyden tatmin olamaz hale gelmiş.

 Tek merkezden yürütülen “küresel kültürün tutsağı” haline getirilmiş.

Yaşadığımız çağı tarif edenler, “haz ve hız çağı” diye tarif ediyorlar.

Her türlü hazzı rahatlıkla bulabiliyor ve sınırsızca yaşıyor,

Ancak gerçek anlamda “kalıcı hazzı” maalesef yaşayamıyor.

“Ruhunu ve maneviyatını” rahatlatması için “çeşitli arayışlar içinde” bocalayıp duruyor.

Reklamlar ve algılarla “hayatın hızına” kendini kaptırmış gidiyor.

İnsanın beyin yapısı, "arayışa” yönelik bir şekilde yaratılmıştır.

 Bu nedenle insanın fıtratı, geleceğe sürekli umutla bakar.

“Umut, bir motivasyon aracıdır” denilebilir.

 Toplumların "dinç ve heyecanlı" kalabilmeleri için en önemli etkendir.

 Şüphesiz insanlık, teknolojik alandaki arayışlarında büyük başarılar kaydetmiştir.

 Ama, “Ruhsal alandaki arayışları” çoğu zaman büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlanmıştır.

Bugün insanlık, yüreğinde hüküm süren “ruhsal boşluğu” gidermek ve sorduğu sorulara yanıt bulabilmek amacıyla çeşitli yollara başvurmuş ve vurmaktadır da..

Sayısız kişi, çözüm için bilime, politikaya, felsefeye, materyalizme veya bir çok mistikvari tarikatlara ve cemaatlere sığınmaktadır.

Bazıları da bu arayışlardan tamamen usanıp kendilerini “dengesiz eğlencelere, uyuşturucuya, madde kullanımına veya alkolizme kaptırmıştır.”

İnsanı ruhsal bunalımlara iten “Marks'ın üretim tüketimi, Hegel'in mallarının mübadelesi, Darwin'in maymunu, Freud'un cinsiyeti” üzerine kurulan “Batı kültürünün toplumları ve kişileri mutlu edemediğini gördük.”

 Öyleyse bütün insanlığın problemlerinin temelinde "maneviyatsızlık" yatmaktadır. Tüm manevi ve insanî duygularının yerini maddi endişeler kapladığında, insanın mutlu olması mümkün mü?

Görüş: Yahudileri Mars’a gönder Trump Görüş: Yahudileri Mars’a gönder Trump

 Çare ise, yalnız maddeci ve batıl kültürle paslaşan kalplere yeniden “İslam ruhunu” vermekle mümkündür.

Bu işin bugüne kadar başka bir çaresi, ne bulunmuştur, ne de bulunabilir?

 Avrupa’nın Amerika’nın, Rusya'nın inandıkları materyalist fikrin karşısında duran hakiki kuvvet, "İslâm" dır.

İslam'ın dışında olan bütün rejimler bunun endişesini ve korkusunu taşımaktadırlar. Doğu'nun ve Batı'nın büyük düşünürleri İslam'a girmekte, gerçek mutluluğu ve kurtuluşu onda bulmaktadırlar.

Fikirlerini ve İslam dinini dünya kamuoyuna açıklayarak gerçekleri dile getirmektedirler.

İslam'ı seçen Fransız düşünürü “Roger Garaudy,” İslam hakkındaki düşüncelerini şu şekilde anlatıyor:

"İslam, çağları arkasından sürükleyen bir dindir. Diğer dinler ise, çağların arkasından sürüklendi. Yani İslam dışındaki tüm dinler zamana uyduruldu. Reforma tabi tutuldu. Mukaddes kitaplar, her zamana göre tahrif edildi.

Kur'an ise; indirildiği günden beri hep zamana hükmetti. O, zamanı değil zaman onu izledi. Zaman yaşlandıkça, o gençleşti.  Bu çağlar üstü bir olaydır. Bugüne kadar bunca savaşların bıraktığı korkunç sosyal, siyasal ve ekonomik sarsıntılardan daha büyük bir olaydır bu İslâm dini, materyalizme pozitivistlerin görüşüne, egzistansilistlere de hakimdir. Ama, bunlardan hiçbiri İslam'a hâkim değildir.”

Evet Roger Garaudy'in İslam hakkındaki düşünceleri böyle.  Bunun gibi daha nice şahsiyetler, İslam'ı seçerek yaptıkları, açıklamalarla bütün dünyanın dikkatlerini üstlerine toplamışlardır.

Çağımızda tekniğin ve bilimin muhakkak ki iyi ve üstün tarafları vardır.

Toplumlar elbette dağlar gibi tarih boyunca hiç değişmeden oldukları yerde kalacak değiller.

Bir değişiklik ve tekâmül elbette olacak,

Ama bunun belli kuralları ve ölçüleri olmalı.

“Bugün insanlık tabiatın esiri olmaktan kurtulmuş, adeta tabiatta hükmetme durumuna gelmiştir.”

Bunun yanında modern medeniyetin insanları sefalet ve ızdıraplar içerisinde bunalımlar geçirmelerine ne demeli?

Netice itibariyle “günümüz modern insanı,” çok yönlü bir değişim sürecine girmiş bulunmaktadır.

Bu değişim de insanı çeşitli arayışlara sürüklediğinden insanlığın önünde, "alternatif" olarak "İslam" durmaktadır.

“Bu açıdan İslam, yakın gelecekte insanlığın umudu olacaktır.”

Biz bu kutsal dinin mensupları   olarak umutlarımızı her zaman canlı ve diri tutmalıyız.

Geleceğe her zaman umutla bakmalıyız.

Araştırmacı-Eğitimci Mustafa K. Topaloğlu, Baran Dergisi