Evlenme Artışında Durgunluk, Boşanmada Hızlanma

TÜİK verilerine göre, 2024 yılında evlenen çiftlerin sayısı 568 bin 395 olarak gerçekleşti. Bu rakam, 2023 yılına kıyasla yalnızca 1.384 çiftlik bir artışa işaret ediyor. Bin nüfus başına düşen evlenme sayısını ifade eden kaba evlenme hızı ise binde 6,65 olarak kaydedildi.

Buna karşın boşanmalar belirgin şekilde arttı. 2023’te 173 bin 342 olan boşanma sayısı, 2024’te 187 bin 343’e yükseldi. Boşanmaların yüzde 33,7’si ilk beş yıl içinde gerçekleşirken, 6-10 yıllık evliliklerin yüzde 21,3’ü de sona erdi. Bu artış, aile yapısının çözülme sürecine girdiğini gösteren ciddi bir işaret olarak değerlendirilmeli.

TÜİK’in yayımladığı verilere göre, Türkiye’de aile yapısındaki çözülmeyi ortaya koyan çarpıcı rakamlar şöyle:

  •  Evlenen çift sayısı: 568.395 (2023 yılında 567.011)
  •  Kaba evlenme hızı: Binde 6,65
  •  Boşanan çift sayısı: 187.343 (2023 yılında 173.342)
  •  Kaba boşanma hızı: Binde 2,19
  •  Ortalama ilk evlenme yaşı: Erkeklerde 28,3 – Kadınlarda 25,8
  •  İlk 5 yılda boşanan çiftlerin oranı: %33,7
  • 6-10 yıllık evliliklerde boşanma oranı: %21,3
  • Yabancı gelinlerin oranı: %5,1 (29.115 kişi)
  •  Yabancı damatların oranı: %1 (5.923 kişi)

Geç Evlilik ve Zayıflayan Aile Kurumu

Veriler, evlilik yaşının da yükseldiğini gösteriyor. 2024 yılında erkeklerde ilk evlenme yaşı 28,3’e, kadınlarda ise 25,8’e çıktı. Bu durum, modern yaşamın bireyleri evlilikten uzaklaştıran etkilerini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Yabancı gelin ve damat oranlarındaki artış da dikkat çekici. 2024 yılında 5.923 yabancı damat ve 29.115 yabancı gelin evlilik yaptı. Bu durum, toplumsal ve kültürel yapının dış etkilere daha açık hâle geldiğini gösteriyor.

Terörist İsrail saldırılarında 77 Filistinli şehit oldu Terörist İsrail saldırılarında 77 Filistinli şehit oldu

Aile Yapısındaki Çöküş ve Çözüm Yolları

Bu veriler, sadece rakamlardan ibaret değil; aynı zamanda aile kurumunun ciddi bir çöküş sürecinde olduğunun göstergesi. Düşen doğurganlık oranları, artan boşanmalar ve geciken evlilikler, Türkiye’nin toplumsal dokusunda derin yaralar açıyor.

Bu durumun arka planında, modern yaşam tarzının dayattığı bireyselleşme, ahlaki değerlerin aşındırılması ve aile yapısını zayıflatan sosyal politikalar yatıyor. Kadının iş hayatına yönlendirilmesi, annelik ve ev hanımlığı gibi kutsal görevlerin itibarsızlaştırılması, aile bağlarını zayıflatan temel unsurlar arasında yer alıyor.

Aile yapısını güçlendirmek için alınması gereken önlemler artık kaçınılmaz bir zorunluluk hâline gelmiştir. Çözüm için:

  • Manevi ve kültürel değerlerin güçlendirilmesi
  • Medya ve eğitimde aile dostu içeriklerin yaygınlaştırılması
  • Evliliği teşvik eden ekonomik ve sosyal destek programlarının uygulanması
  • Aileyi zayıflatan yayınlara karşı yasal yaptırımların artırılması
  • Kadının annelik ve ev içi rolünün desteklenmesi

Çözüm: Aileyi Korumak İçin İslami Değerlerle Yeniden İnşa

Aile kurumunu güçlendirmek için öncelikle İslami değerler çerçevesinde toplumun yeniden şekillendirilmesi gerekiyor. Kadının fıtrî rolü olan annelik ve aile içindeki konumu yeniden teşvik edilmeli, erkeğin aile içindeki sorumlulukları güçlendirilmelidir.

Ekonomik teşviklerle birlikte manevi ve kültürel önlemler alınmalı; medya ve eğitim yoluyla aile kurumunu destekleyen içerikler yaygınlaştırılmalıdır. Boşanma ve ahlaki yozlaşmayı teşvik eden yayınlara karşı hukuki yaptırımlar uygulanmalı, aile içi dengeleri bozacak her türlü söylem ve faaliyet kesin şekilde engellenmelidir.

Kadını iş hayatının dayatmalarından kurtararak, annelik ve aile bağlarını ön plana çıkaran bir toplum yapısı yeniden inşa edilmedikçe, bu gidişatın önüne geçmek mümkün olmayacaktır. Türkiye’nin geleceği, sağlam bir aile yapısı ile korunabilir; bu da ancak İslamî değerlerin yeniden merkezde olduğu bir toplumsal düzenle mümkündür.

Baran Dergisi